16 Ocak 2009 Cuma

DERUNİ...b3 DEVAM YAZISI



HİKAYENİN BAŞI İÇİN

CAMİİ…
Dingin, sakin, umutlu uyanıklıklara açtı, gözünü. Her biri bir inci yıldızlar, kırpışarak gevezelikte, sanki. Sarılırken uykuya, yüzüne yapışan gülümseme taptaze yerinde. Aşık bir delikanlı şevkinde gönül çırpınmakta. Ayaklandı, kanatlanmalarda. Başı ancak çıkıyordu toprağın üstüne. Ablası için düşlediği soğuk toprak, şimdi sıcacık ısınmalardaydı gönlünde. Bir hamlede çıkıverdi mezardan. Yeni bir hayata doğarcasına. Tüm olanları ardında bırakırcasına.Sessiz, sarmalayan karanlıkta küçük adımlarda kaçışmalar ve yoğun sessizlik. Kararlı, bilen adımlarla uzaklaştı geçmişinden. Yeniden doğumundan. Başka dalgalanmalarda his, başka coşmalarda yürek.
Kabristanlığın büyük süslü kapısında çıkarken, bir an duraksadı. Dönüp son kez bakmayı düşündü. “Son kez mi?” dedi kendi kendine. Nasıl son kez olabilirdi ki, onunla tek bağlantısıydı burası. Birkaç metre ötede duran caminin siluet’i ilişti gözlerine. Daha önce hiçbir cami dikkatini çekmemişti böylesine. Daha önce bir caminin içine bile girmemişti. Ablasının cenaze namazını bile beklerken avluda durmuştu. İçeri girmekten içeridekilerden ürkmüştü sebepsiz. Saatine baktı. Sabahın üçüydü. Zamansızdı ama istiyordu. Nedeni,niçini yoktu. Sadece, dümdüz istiyordu. Ağır, ahşap kapının koluna uzandığında bir an cesaretini yitirir gibi olsa da vazgeçmedi. Yılların şahidi, her oymasında ayrı hikayeleri bulunan kapı, beklide ilk defa böyle bir saatte, amaçsız coşkular da açılıyordu. Sessizliği bozarsa her şey kaybolacakmış gibi çekingen ilerledi. İç kapı biraz gıcırdayarak açılınca etrafına bakındı şaşkınca. Karanlığa tam alışamamış gözlerini daha da kıstı. Ne göreceğini bilmeden bakındı. Büyük, renkli camlardan giren zayıf ışığa alışınca gözleri, dosdoğru minbere gitti. Sırtını kıbleye dönerek, oturdu. Kubbeye dikti gözlerini. Arapça yazıların, süslemelerin belli belirsiz kıvrımlarında aradı, sebebi. Bilmediği sebebin peşinde geldiği yerle ilgili hiçbir bilgisi yoktu. Sadece oturdu. Garip anlatamadığı, daha önceden de bilmediği o huzur yine yükseliyordu göğsünden boğazına doğru. Nedenini bilmese de doğru yere geldiğinden emindi. Sessizliği dinledi saatlerce, daha önce neden buradan bu kadar korktuğunu düşündü, geçen hayatını düşündü, beklide ilk kez yaratanı ve yaradılışını düşündü.


İMAM…
Gece üstüne üstüne çökmüştü. Ne uykuydu uyuduğu nede dinlenmek. Defalarca abdest tazelemiş her defasında şükür namazları kılmıştı ama geçmemişti içindeki sıkıntı. Hani görev yaptığı cami uzak olmasa belki bin defa gidip geldiydi şimdiye. Buraya tayininden beri ilk kez kapıları kilitleyip kilitlemediğini bilemiyordu. Bu şüphe ölmekten beterdi. Daha ezana bir saat olmasına rağmen daha fazla bekleyememişti. Kilitlediyse bile şüpheyle kıvranmaktansa uykusuz eminliği tercih etmişti. Kapının koluna uzanırken hala dua ediyordu. Kolu bastırıp kapı açılı verince başından kaynar sular döküldü. “Allahım. Lütfen hırsız girmiş olmasın diye dualandı.” Polis mi çağırsaydı bilemedi. Merakta etmişti. Korkuyla açtı iç kapıyı. Elektrik bataryalarının durduğu kutuya doğru giderken biri varmış gibi geldi minberin önünde. Ama o kadar hareketsizdi ki, insan olabileceğine ihtimal vermedi. Işıklar yanı verince haykırmamak için dudağını ısırdı imam. Minberin önünde üstü başı perişan, kızıl çamurlara bulanmış bir adem oturup duruyordu. Daha yirmili yaşlarda, güzel yüzlü, beyaz tenli bir delikanlı. Aklına gelen onlarca soruya rağmen konuşmadı. Kötü bir niyeti olsa orada oturup beklemezdi. Yapacağını yapar ve kaçardı. Ama bu kıpırtısız oturmalardaydı. Yanına yaklaştı. Yüzünü tam görebiliyordu artık.
“ Selamunaleyküm mübarek. Bu saatte hayır olsun”
Şaşkınlığı yüzünden okunur halde baktı delikanlı. Ne onun farkına varmıştı, nede yanan lambaların.


DERVİŞ…
O camiye gireli, imamla tanışalı, o sabah namazını seyredeli üç ay olmuştu. Hayatında yaşamadığı kadar ilkler doluydu bu üç ay. Yeni öğrenmelerde, yeni yenilenmelerle dopdolu
Günler geçirmişti. Ama ne onu bir daha görebilmiş nede cevaplar bulabilmişti. O içindeki his hiç bitmemiş, aksine daha güzelleşmiş, daha kuvvetlenmişti….

DEVAMI İÇİN

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben başlığınıza takıldım. yani ilahi aşk yolun lap bi sizdemi var. ne kadar önemsiyorsunuz kendinizi. İkide birde bendeniz bendeniz, diye cevap veriyorsunuz bana çok küstahça geldi.

tevekkel dedi ki...

Hikmet yar,
Bende,dilimize farsçadan girmiş, köle,hizmetkar anlamında kullanılan bir kelimedir. Bendenizde, hizmetkarınız anlamında kullanılmaktadır. Küstahlığım için bendeniz sizden helallik dilenirim, dost gönüller karşısındakine gerçek düşündüklerini söyleyebilirler. dostluğunuz için müteşekkirim. vesselam,