Eğer ilk okumanızsa lütfen DERUNİ …den başlayınız.
MEZAR…
Onu ilk mezarlıkta hissetmişti. Daha ablasının kaybını kabullenemediği, hemen her gün o soğuk toprağın altında onu yalnız bırakmamak adına ziyaret ettiği günlerde. Evet. Görmek değildi. Sadece bir histi. O karmakarışık,bedbaht duyguların arasında tabii ki ayırt edilemeyebilirdi. Ama o çok net ve çok belirgin bir histi. Hemen gözünün ucunda fark edilebilecek kadar belirgin ama bakıldığında görülemeyecek kadar şeffaf. Hemen birkaç mezar öteden geçiveren, sesiz salınışlarda adımlar.
Önceleri aldırmamış, üzerinde durmamıştı. Zaten duyguları karma karışıktı. Yeni bir yük kaldırmayacak gibiydi bünyesi. Ta ki onu, yeni kazılmış bir mezarda namaz kılar halde görünceye kadar. “Delirmiş” bu diye geçirmişti içinden. Kendisi ablasının mezarına bile yaklaşırken korkudan kan,ter içinde kalıyorken. Bu ihtiyar da ne yapıyordu böyle ? ürkmüştü, adamın yüzünde ki o mutluluk, o sükunet, o derin, adını koyamadığı, şudur diyemediği, daha önce hiç görmediği, hiç hissetmediği ifade olamasa, belki bir an bile orada durmaz, koşarak uzaklaşırdı. Ama oracıkta çivilenmiş kalmıştı. Sadece yüzü olmuştu dünya. Onun hissettikleri olmuştu tek his. Doyum, tadım tüm duyular girmişti iç içe.
Babannesinin anlattığı mezarlık hikayeleri dolaştı zihninde. İnmiydi, cinmiydi neydi diye düşünürken, o namazını bitirdi. Göz göze geldiler. O gözler onunla yetinmiyor, ta içine, hislerine bakıyor gibiydiler. Silindi yine benlik, silindi hisler. Çöküverdi olduğu yere. Ağlamak geldi içinden. Şunca gündür içinde hapsettiği bütün acılar gözlerinden yaş olup fışkırıverdi. Bağırarak, çağırarak değil. Sel olup gözlerinden akarak. Ne ablasının vakitsiz ölümü, ne borcu, ne harcı, nede dünya kalmıştı içinde. Hepsi o sele karışıp gitmişlerdi. Sadece onlar mı,? saatlerde karışıp gitmişti o sele.
Çok sonra fark etti gecenin çöktüğünü. Ne o kalmıştı ortalıkta, ne de gün. Karanlık hiç bu kadar sarıp,sarmalayıcı ve örtüp,gizleyici gelmemişti ona. Bildiği tüm korkular yitip gitmişti. Yeni bambaşka bir korkusu vardı ama daha adı konmamıştı. Öğrenecekti, bilmeden biliyordu öğreneceğini. Tek istediği o’nun çıktığı mezara girip yatmaktı. Yattı da. Anasının kucağına atlar gibi atladı çukura. Atlas nevresimlenmelerdeydi, pamuklanmalardaydı, kuş tüylerinden saltanat döşeklenmelerindeydi, toprak. Hemen sarmaladı uyku, bilinci kapanırken yeniden hissetti onu. Bu kez çok uzaklardan. Bir tebessüm yapıştı dudaklarına, öylece dalıp giderken uykunun en koyusuna.
CAMİİ…
Dingin, sakin, umutlu uyanıklıklara açtı, gözünü. Her biri bir inci yıldızlar, kırpışarak gevezelikte, sanki. Sarılırken uykuya, yüzüne yapışan gülümseme taptaze yerinde. Aşık bir delikanlı şevkinde gönül, çırpınmakta.
DEVAMI İÇİN
MEZAR…
Onu ilk mezarlıkta hissetmişti. Daha ablasının kaybını kabullenemediği, hemen her gün o soğuk toprağın altında onu yalnız bırakmamak adına ziyaret ettiği günlerde. Evet. Görmek değildi. Sadece bir histi. O karmakarışık,bedbaht duyguların arasında tabii ki ayırt edilemeyebilirdi. Ama o çok net ve çok belirgin bir histi. Hemen gözünün ucunda fark edilebilecek kadar belirgin ama bakıldığında görülemeyecek kadar şeffaf. Hemen birkaç mezar öteden geçiveren, sesiz salınışlarda adımlar.
Önceleri aldırmamış, üzerinde durmamıştı. Zaten duyguları karma karışıktı. Yeni bir yük kaldırmayacak gibiydi bünyesi. Ta ki onu, yeni kazılmış bir mezarda namaz kılar halde görünceye kadar. “Delirmiş” bu diye geçirmişti içinden. Kendisi ablasının mezarına bile yaklaşırken korkudan kan,ter içinde kalıyorken. Bu ihtiyar da ne yapıyordu böyle ? ürkmüştü, adamın yüzünde ki o mutluluk, o sükunet, o derin, adını koyamadığı, şudur diyemediği, daha önce hiç görmediği, hiç hissetmediği ifade olamasa, belki bir an bile orada durmaz, koşarak uzaklaşırdı. Ama oracıkta çivilenmiş kalmıştı. Sadece yüzü olmuştu dünya. Onun hissettikleri olmuştu tek his. Doyum, tadım tüm duyular girmişti iç içe.
Babannesinin anlattığı mezarlık hikayeleri dolaştı zihninde. İnmiydi, cinmiydi neydi diye düşünürken, o namazını bitirdi. Göz göze geldiler. O gözler onunla yetinmiyor, ta içine, hislerine bakıyor gibiydiler. Silindi yine benlik, silindi hisler. Çöküverdi olduğu yere. Ağlamak geldi içinden. Şunca gündür içinde hapsettiği bütün acılar gözlerinden yaş olup fışkırıverdi. Bağırarak, çağırarak değil. Sel olup gözlerinden akarak. Ne ablasının vakitsiz ölümü, ne borcu, ne harcı, nede dünya kalmıştı içinde. Hepsi o sele karışıp gitmişlerdi. Sadece onlar mı,? saatlerde karışıp gitmişti o sele.
Çok sonra fark etti gecenin çöktüğünü. Ne o kalmıştı ortalıkta, ne de gün. Karanlık hiç bu kadar sarıp,sarmalayıcı ve örtüp,gizleyici gelmemişti ona. Bildiği tüm korkular yitip gitmişti. Yeni bambaşka bir korkusu vardı ama daha adı konmamıştı. Öğrenecekti, bilmeden biliyordu öğreneceğini. Tek istediği o’nun çıktığı mezara girip yatmaktı. Yattı da. Anasının kucağına atlar gibi atladı çukura. Atlas nevresimlenmelerdeydi, pamuklanmalardaydı, kuş tüylerinden saltanat döşeklenmelerindeydi, toprak. Hemen sarmaladı uyku, bilinci kapanırken yeniden hissetti onu. Bu kez çok uzaklardan. Bir tebessüm yapıştı dudaklarına, öylece dalıp giderken uykunun en koyusuna.
CAMİİ…
Dingin, sakin, umutlu uyanıklıklara açtı, gözünü. Her biri bir inci yıldızlar, kırpışarak gevezelikte, sanki. Sarılırken uykuya, yüzüne yapışan gülümseme taptaze yerinde. Aşık bir delikanlı şevkinde gönül, çırpınmakta.
DEVAMI İÇİN


5 yorum:
(yorum değil)... Blog sayfanızı gezdim. Fakat sizin sayfanızla,
izlediğiniz bloglar biraz ters geldi bana yazdıklarınız ve takip ettikleriniz biraz garip..
listenizde ki arkadaşlar pek eğitici konular yazmıyor galiba 1,2 tanesi hariç... yanlış anlamayın, sizin yazdıklarınıza binaen söylüyorum bunları.. sözün özü daha iyi bloglar takip edebilirsiniz. ay sima, yansıma ebedi mutluluk gibi selametle efendim...
Efendim, bendeniz bazı yazar kardeşleri kalemleri güzel olduğu için takip etmeye çalışıyorum. bazen içlerinden bir kaçıda burada yayınlananları okumaktalar. uyarınız için müteşekkirim. nefsine uymuş bir günahkarın, aykırı halleridir. allah cem-i cümlemize hidayet nasip eylesin.
Amin... Evet sizin yazdıklarınız onları aydınlatabilir bunu düşünmemişim her açıdan güzel bakma lazım...
Estağfirullah. bendeniz kim, aydınlatmak kim. Ayırmak, etiketlemek bize düşmez kanaatindeyim. sizin gönlünüz güzel ve edeplisiniz hemen fark edip düşüncenizi değiştirebildiniz. allah sizden razı olsun. bu fakir razıdır. vesselam.
Merakla devamını bekliyorum yazınızın. Okurken hiç bitmesini istedim.Ellerinize sağlık:)
Yorum Gönder