
Başörtüsü,türban,ferace,çarşaf yada ismine her ne diyorsanız, örtünmek amaçlı kullanılan bir aksesuar hakkında konuşulabilecek her şeyi konuştu bu ülke. Yeniden aynı çukura girmek değil istediğim. O aksesuarı kullanan yada kullanmaya çalışanlar asıl bu cahili düşündüren. 40 lı yaşlarında olup ta, yakın aile fertlerinden birinde o baş örtüsünü görmeden büyüyenimiz var mı dır acaba ? Annelerimiz, ninelerimiz, halalarımızda illaki görmüşüzdür. Yani çokta yabancımız olan ve birden bire ortaya çıkıveren bir şey değil.
Seksenli yılların sonlarında birinci jenerasyon Almancılar çocuklarını hem Türkçe öğrensinler hem de Türkiye yi tanısınlar diye bir salgın halde ana vatana, akraba yanlarına yada yatılı okullara yolladılar. Tipleri farklıydı, konuşmaları değişikti, hatta birçoklarının soyadları bile Türkçe değildi. Biraz korktuk onlardan. İçlerinde sevdiklerimizde oldu sevmediklerimizde. Zamanla alıştıkta biraz. Ama hepsini öyle bir hale getirdik ki hiç sevmedikleri Almanları bile özler oldular. Nerden mi biliyorum onlarla dolu bir yatılı okuldaydım da ondan. Zaten yaşadıkları yerde yabancıydılar, kimliksizdiler ana yurtlarında da yabancı oldular. Sadece aileleri yeni bir yaşam için yola çıktıklarından vatansız oldular. Onlar tabii ki ülkelerine geri döndüler ve bir daha da ne onlar nede çocukları bu ülkede yaşamak yada okumak adına gelmeyecekler. Kayıp bir nesil ürettik. Özleyen ama sevmeyen. Merak eden ama korkan.
Ne alaka demeyin ! şimdi aynısını başını örtmeye çalışan insanlara yapıyoruz. Her kez konuşuyor. Kahvelerde günlerde kör göze parmak hesabı, gösterilip anlatılıyorlar. Neden mi ? nedeni yine aynı korkuyoruz.
Şimdi genç bir kızdan yola çıkalım. Başını örtmek zorunda. Emir kesin. Örtünecek. Siz bunu arkasına ne doldurursanız doldurun örtecek, eğer İslam’ı yaşamak istiyorsa ? Yada kendi isteği değil aile zoruyla. Sonuçta örtündü. Vah zavallım Müslüman bir ülkede yapılacak şey mi ? yandı yavrucak. Önce tüm acımasızlığıyla yaşıtlarının hücumuna uğrayacak. Sonra öğretmenlerinin, sonrada sokaktaki tüm bilenlerin. Hele hele de yanılıp ta bir ruj bir bilmem ne sürdüyse yüzüne. Eyvah eyvah. Aile tepkili, arkadaşlar alaycı. Orada burada üstüne gelen kokonalar. Napacak şimdi bu yavrucak. Kimseyi memnun edemiyor ki. Eğer birazda duygusalsa, ki o yaşta bir kız çocuğunun duygusuz olma ihtimali yok gibi, kimliksizleşecek. Doğru yaptığını bildiği halde utanacak. Yaşıtlarından ve ailesinden uzaklaşacak. Ve bir gün kendisi ebeveyn olduğunda, bize alimler, kaşifler yetiştiremeyecek.
Peki, bu masum yavrucağa bu kadar zulmü neden yapıyoruz. Bizden farklı olduğu için mi ? Siyasi görüşlerimiz farklı olduğu için mi ? Yoksa, korktuğumuz için mi ?
İnsan neden korkar ? İnsan oğlu tarih boyunca hep bilmediğinden korktu. Ve biz dinimizi bilmiyoruz. Öğrenmiyoruz. Öğrenmekten de korkuyoruz. Öğrendiğimizde yapamamaktan ve daha çok günah işlemekten korkuyoruz. Bütün hıncımızla da bilen ve bildikleriyle yaşamaya çalışanlara saldırıyoruz. Sadece baş örtüsüne mi ?
Şimdi hanım kızlar, ablalar hadi bir kendinizle muhasebe edin de kaçınızın aklından geçti de, bunları düşünerek yada yaşayarak vazgeçtiniz kapanmaktan. Kim bilir kaçınız kimseye çaktırmadan namazlarınızı kılmaya çalışıyorsunuz. Ezan okunurken dedenizden ninenizden duyduğunuz duaları söyleyiveriyorsunuz. Ben inanıyorum ki bir çoğunuz. Ama başınız açık geziyorsunuz. Yasak bazı şeyleri bazen yapıveriyorsunuz. Peki bu sizi dinsiz mi yapıyor ? sadece günahkar yapıyor. O başını kapatıp ta biraz parfüm sıkan kızın sizlerden ne farkı var ? yada camiye giden o delikanlı hani sakalda bırakmaya başlamış, sinemada gördüğünüzde neden ölmüş balık gibi bakıyorsunuz. O rock gitaristinden farkı sakalının daha usturuplu olması mı ? hal bu ki aynı yaştalar. Birinin insan olarak diğerinden farkı ne ilk görüşte. Sizin istediğinizden farklı oluşu mu?
İslam dini bildiğinizin ve düşlediğinizin çok ötesinde. Alemlere rahmet peygamber efendimizin hayatını mutlaka ama mutlaka inceleyip okuyunuz. Önünüze hiç tahayyül edemeyeceğiniz ufuklar açılacak. Ve çok şaşıracaksınız !!! bir çok filozof geçinenin nerden kopya çektiğini göreceksiniz.
Sanmayın ki bu hatalar silsilesi sadece başı açıklara, bey namazlara ait. Bir de bu işin abdestin de namazında olanlar boyutu var. Camiye saçı jöleli bir delikanlı gelmeye görsün bir seyirlik ki, sormayın. Çarşaflı hanım kardeşlerin arasına bırakın başı açık bir hanım, tesettürlü bir kız kardeş düşmeye görsün. Hepsi şeyh, hepsi imam oluverir maazallah.
İslam ahlakı bu değil dostlar. Okuduklarımız la yaşadıklarımız çelişiyor. Bu da bizi hep beraber istemediğimiz yerlere sürüklüyor. Her kez için iyi düşünmek yani hüsnü zan etmektir edebimiz. Beğenmediklerimiz, dinimiz adınaysa dua etmek en büyük vazifemiz. Bölmemek gerektiğini peygamber efendimiz çok açık bir dille anlatıyor. Üstatlarımız hoş görüyü salık veriyor. Cihad herkesin kendi nefsiyle baş edebilmesidir. Bizler önce kendi nefislerimizi eğitelim, kendi ibadetlerimize kemale erdirelim de , rabbim o zaman bizim dualarımızı kabul eder. Yine her insan nasibi kadar ibadetle ve imanla şereflenir.
Yüce rabbim bildiklerimizle amel etmeyi nasip eylesin. Bu günahkar fakirin akıl verecek ilmide, irfanıda yoktur. Söylediği her şey kendi nefsinedir. Her şeyi doğrusunu bilen rabbime hamd ederim.
Seksenli yılların sonlarında birinci jenerasyon Almancılar çocuklarını hem Türkçe öğrensinler hem de Türkiye yi tanısınlar diye bir salgın halde ana vatana, akraba yanlarına yada yatılı okullara yolladılar. Tipleri farklıydı, konuşmaları değişikti, hatta birçoklarının soyadları bile Türkçe değildi. Biraz korktuk onlardan. İçlerinde sevdiklerimizde oldu sevmediklerimizde. Zamanla alıştıkta biraz. Ama hepsini öyle bir hale getirdik ki hiç sevmedikleri Almanları bile özler oldular. Nerden mi biliyorum onlarla dolu bir yatılı okuldaydım da ondan. Zaten yaşadıkları yerde yabancıydılar, kimliksizdiler ana yurtlarında da yabancı oldular. Sadece aileleri yeni bir yaşam için yola çıktıklarından vatansız oldular. Onlar tabii ki ülkelerine geri döndüler ve bir daha da ne onlar nede çocukları bu ülkede yaşamak yada okumak adına gelmeyecekler. Kayıp bir nesil ürettik. Özleyen ama sevmeyen. Merak eden ama korkan.
Ne alaka demeyin ! şimdi aynısını başını örtmeye çalışan insanlara yapıyoruz. Her kez konuşuyor. Kahvelerde günlerde kör göze parmak hesabı, gösterilip anlatılıyorlar. Neden mi ? nedeni yine aynı korkuyoruz.
Şimdi genç bir kızdan yola çıkalım. Başını örtmek zorunda. Emir kesin. Örtünecek. Siz bunu arkasına ne doldurursanız doldurun örtecek, eğer İslam’ı yaşamak istiyorsa ? Yada kendi isteği değil aile zoruyla. Sonuçta örtündü. Vah zavallım Müslüman bir ülkede yapılacak şey mi ? yandı yavrucak. Önce tüm acımasızlığıyla yaşıtlarının hücumuna uğrayacak. Sonra öğretmenlerinin, sonrada sokaktaki tüm bilenlerin. Hele hele de yanılıp ta bir ruj bir bilmem ne sürdüyse yüzüne. Eyvah eyvah. Aile tepkili, arkadaşlar alaycı. Orada burada üstüne gelen kokonalar. Napacak şimdi bu yavrucak. Kimseyi memnun edemiyor ki. Eğer birazda duygusalsa, ki o yaşta bir kız çocuğunun duygusuz olma ihtimali yok gibi, kimliksizleşecek. Doğru yaptığını bildiği halde utanacak. Yaşıtlarından ve ailesinden uzaklaşacak. Ve bir gün kendisi ebeveyn olduğunda, bize alimler, kaşifler yetiştiremeyecek.
Peki, bu masum yavrucağa bu kadar zulmü neden yapıyoruz. Bizden farklı olduğu için mi ? Siyasi görüşlerimiz farklı olduğu için mi ? Yoksa, korktuğumuz için mi ?
İnsan neden korkar ? İnsan oğlu tarih boyunca hep bilmediğinden korktu. Ve biz dinimizi bilmiyoruz. Öğrenmiyoruz. Öğrenmekten de korkuyoruz. Öğrendiğimizde yapamamaktan ve daha çok günah işlemekten korkuyoruz. Bütün hıncımızla da bilen ve bildikleriyle yaşamaya çalışanlara saldırıyoruz. Sadece baş örtüsüne mi ?
Şimdi hanım kızlar, ablalar hadi bir kendinizle muhasebe edin de kaçınızın aklından geçti de, bunları düşünerek yada yaşayarak vazgeçtiniz kapanmaktan. Kim bilir kaçınız kimseye çaktırmadan namazlarınızı kılmaya çalışıyorsunuz. Ezan okunurken dedenizden ninenizden duyduğunuz duaları söyleyiveriyorsunuz. Ben inanıyorum ki bir çoğunuz. Ama başınız açık geziyorsunuz. Yasak bazı şeyleri bazen yapıveriyorsunuz. Peki bu sizi dinsiz mi yapıyor ? sadece günahkar yapıyor. O başını kapatıp ta biraz parfüm sıkan kızın sizlerden ne farkı var ? yada camiye giden o delikanlı hani sakalda bırakmaya başlamış, sinemada gördüğünüzde neden ölmüş balık gibi bakıyorsunuz. O rock gitaristinden farkı sakalının daha usturuplu olması mı ? hal bu ki aynı yaştalar. Birinin insan olarak diğerinden farkı ne ilk görüşte. Sizin istediğinizden farklı oluşu mu?
İslam dini bildiğinizin ve düşlediğinizin çok ötesinde. Alemlere rahmet peygamber efendimizin hayatını mutlaka ama mutlaka inceleyip okuyunuz. Önünüze hiç tahayyül edemeyeceğiniz ufuklar açılacak. Ve çok şaşıracaksınız !!! bir çok filozof geçinenin nerden kopya çektiğini göreceksiniz.
Sanmayın ki bu hatalar silsilesi sadece başı açıklara, bey namazlara ait. Bir de bu işin abdestin de namazında olanlar boyutu var. Camiye saçı jöleli bir delikanlı gelmeye görsün bir seyirlik ki, sormayın. Çarşaflı hanım kardeşlerin arasına bırakın başı açık bir hanım, tesettürlü bir kız kardeş düşmeye görsün. Hepsi şeyh, hepsi imam oluverir maazallah.
İslam ahlakı bu değil dostlar. Okuduklarımız la yaşadıklarımız çelişiyor. Bu da bizi hep beraber istemediğimiz yerlere sürüklüyor. Her kez için iyi düşünmek yani hüsnü zan etmektir edebimiz. Beğenmediklerimiz, dinimiz adınaysa dua etmek en büyük vazifemiz. Bölmemek gerektiğini peygamber efendimiz çok açık bir dille anlatıyor. Üstatlarımız hoş görüyü salık veriyor. Cihad herkesin kendi nefsiyle baş edebilmesidir. Bizler önce kendi nefislerimizi eğitelim, kendi ibadetlerimize kemale erdirelim de , rabbim o zaman bizim dualarımızı kabul eder. Yine her insan nasibi kadar ibadetle ve imanla şereflenir.
Yüce rabbim bildiklerimizle amel etmeyi nasip eylesin. Bu günahkar fakirin akıl verecek ilmide, irfanıda yoktur. Söylediği her şey kendi nefsinedir. Her şeyi doğrusunu bilen rabbime hamd ederim.


2 yorum:
Sorun örtmek için kullanılan aksesuarla ilgili değil.Yada köyde başına yemeni takmış büyüklerimle de ilgili değil.Sorun dini devlet işlerine karıştırmaya çalışıp insanın vicdanını ve allahla olan gönül ilişkisine karışıp bu yoldan rant sağlamaya çalışan insanlarla ilgili.Baş örtüsünü sorun haline getirip ülkeyi bölmek.İlk adımlarıydı bu kişilerin; şimdi ise mezhepleri konu edip müslümanlığı bile bölmeye çalışıyorlar.10 senede bunların sayesinde bizler-onlar olduk.Aslında Atatürk'ün dediği gibi gaflet ve delalet uykusuna daldık.Korkum şudur ki bu ülkeyi bu ayrımcılıkların sonunda kardeşi kardeşe kırdırıp kendi sonumuzu bize hazırlatıcaklar.
Çok önemli bir noktaya işaret ettiniz. Peygamberimiz(denizlerdeki kumlar adedince selam üzerlerine olsun) Bölmemek ve birleştirmek konusunda çok titiz. bizler ki tasavvufu ve islamı yaşam biçimini benimsemiş insalar sünnete karşı gelemeyiz. Daha önce bir yazımda bahsetmiştim. tatlıcı ali efendi hazretleri, bir misafirinin ama efendim çok çıplaklar sokağa çıkmakta bile tereddüt ediyorum dediğin. cevaben " öyleyse siz aklınızda ve gönlünüzde onları giydiriniz. çıplak olarak görmeyiniz" demişti. gönül insanlarının olaya bakış açısı bu. evet açık kapalı, müslüman bilmem ne diye kimseyi ayıramayız. bizim yapacağımız yaradılanı sevmek yaradan dan ötürü. saygı ve muhabbetlerimizle.
Yorum Gönder