Modern dünyanın öğretisi, bizlere istisnasız her şeyin merkezine kendimizi koymamızı öğretir. Kader yoktur, rastlantı yoktur. Çalışırsan, ödün verir ve alırsan elde edersin. Ne ekersen onu biçersin. Daima ben ben ve ben. Ben kazandım. Ben istedim. Ben yaptım.
Çok güzel. Peki bu kadar merkezde olan. Her şeyi yapabilen modern toplum neden bu kadar mutsuz ? Neden uzak doğuda kitabı olmayan felsefi dinlerde arıyor huzuru ? Neden bu kadar çok uyuşturucu kullanıyor ? Neden en küçük toplulukları yani aileyi ayakta tutamıyor ? Çok çalışıyorlar, kazanıyorlar, harcıyorlar. Mutlu olmaları gerekmez mi ? Mutlu görünmeleri gerekmez mi ? Bir Avrupa ülkesine gitmediyseniz bile en azından toplumsal belgeseller izlemişsinizdir. Dünyanın en zengin ülkeleri, en zengin kültürleri ! caddelerde gülümseyen mutlu insanlar görebildiniz mi? Göremezsiniz. Mutlu olmalarına imkan yok. Ancak sinema filmlerinde milyon dolarlık kahkahalar duyabilirsiniz. Aşık bile olamazlar. Her şeylerinde olduğu gibi aşk bile maddeden ibarettir. Ananenizin dedenize kelimeye dökmeden gösterdiği edepli aşkı, fedakarlığı,benimsemeyi bulamazsınız.
Çok değil yarım asır sürmez bizde de yok olup gidecektir. Çünkü modern tarzda yetiştirildiğimizi düşünen bizlerde aynı yolun yolcusuyuz muasır medeniyetlerle.
Oysaki Alemlere rahmet peygamber efendimizin, denizlerdeki kumlar sayısınca selam ve rahmet üzerlerine olsun, Mübarek eşi Hz.Hatice annemiz, peygamber efendimiz çöldeyken gölgeye bile girmeyi reddeder. Görülmemiş bir fedakarlıkla dönmesini çatıda beklermiş. Bilenler bilir bilmeyenlerde inkar eder, İslam dini ve terbiyesi önce vermeyi, daima vermeyi, yoksa bile verme özlemiyle yanıp tutuşmak üzere kuruludur. Ben, benlik, bencillik yoktur. Karşındaki için istemediğin hiçbir şey sana yar olmaz. Saygı göstermeden saygı göremezsin. Belki korkulursun ama gücünü yitirdiğinde unutulursun.
Efendim, bu fakir, şu ahir zamanların karanlığını aydınlatanlardan, tatlıcı Ali Öztaylan efendi hazretlerinin dizi dibinde oturmak, hizmet etmekle nasiplendi. Yüce rabbimin rahmeti üzerlerine olsun,Ali Amcamız hep anlatırdı. “Osmanlıda büyük kardeş küçük kardeşe saygı duyar ve gösterirdi. Bilirdi ki onun yaşı küçüktür günahı benden azdır. Küçük kardeşte büyük kardeşe onun ibadeti benden fazladır, benden daha fazla hizmeti vardır diye saygı duyar ve gösterir idi.” Edebe bakınız. Düşünme tarzına bakınız. Buradan mutsuzluk,ayrılık gayrılık, senlik benlik çıkar mı ? Merak edenleriniz için Ali amcamız, Peygamber efendimizin ahlakıyla ahlaklanmış, İslam adabıyla yaşamış, her dinden ,her mezhepten, her meşrepten insanın koşarak geldiği, ziyaret ettiği bir Osmanlı beyefendisiydi. Son rahatsızlığında hastaneye kaldırılırken gelen ambulanstaki görevlilerin ve etrafındaki bizlerin ellerini okşayarak. O hasta ve bitap haldeyken bile “ Sizlere eziyet verdim işlerinizden aldım. Lütfen haklarınızı helal ediniz. Ben kendim gitmeye çalışırdım. Lütfen rahatsız olmayınız” diyebilecek kadar beyefendi bir gönül ehli idi.
Çok güzel. Peki bu kadar merkezde olan. Her şeyi yapabilen modern toplum neden bu kadar mutsuz ? Neden uzak doğuda kitabı olmayan felsefi dinlerde arıyor huzuru ? Neden bu kadar çok uyuşturucu kullanıyor ? Neden en küçük toplulukları yani aileyi ayakta tutamıyor ? Çok çalışıyorlar, kazanıyorlar, harcıyorlar. Mutlu olmaları gerekmez mi ? Mutlu görünmeleri gerekmez mi ? Bir Avrupa ülkesine gitmediyseniz bile en azından toplumsal belgeseller izlemişsinizdir. Dünyanın en zengin ülkeleri, en zengin kültürleri ! caddelerde gülümseyen mutlu insanlar görebildiniz mi? Göremezsiniz. Mutlu olmalarına imkan yok. Ancak sinema filmlerinde milyon dolarlık kahkahalar duyabilirsiniz. Aşık bile olamazlar. Her şeylerinde olduğu gibi aşk bile maddeden ibarettir. Ananenizin dedenize kelimeye dökmeden gösterdiği edepli aşkı, fedakarlığı,benimsemeyi bulamazsınız.
Çok değil yarım asır sürmez bizde de yok olup gidecektir. Çünkü modern tarzda yetiştirildiğimizi düşünen bizlerde aynı yolun yolcusuyuz muasır medeniyetlerle.
Oysaki Alemlere rahmet peygamber efendimizin, denizlerdeki kumlar sayısınca selam ve rahmet üzerlerine olsun, Mübarek eşi Hz.Hatice annemiz, peygamber efendimiz çöldeyken gölgeye bile girmeyi reddeder. Görülmemiş bir fedakarlıkla dönmesini çatıda beklermiş. Bilenler bilir bilmeyenlerde inkar eder, İslam dini ve terbiyesi önce vermeyi, daima vermeyi, yoksa bile verme özlemiyle yanıp tutuşmak üzere kuruludur. Ben, benlik, bencillik yoktur. Karşındaki için istemediğin hiçbir şey sana yar olmaz. Saygı göstermeden saygı göremezsin. Belki korkulursun ama gücünü yitirdiğinde unutulursun.
Efendim, bu fakir, şu ahir zamanların karanlığını aydınlatanlardan, tatlıcı Ali Öztaylan efendi hazretlerinin dizi dibinde oturmak, hizmet etmekle nasiplendi. Yüce rabbimin rahmeti üzerlerine olsun,Ali Amcamız hep anlatırdı. “Osmanlıda büyük kardeş küçük kardeşe saygı duyar ve gösterirdi. Bilirdi ki onun yaşı küçüktür günahı benden azdır. Küçük kardeşte büyük kardeşe onun ibadeti benden fazladır, benden daha fazla hizmeti vardır diye saygı duyar ve gösterir idi.” Edebe bakınız. Düşünme tarzına bakınız. Buradan mutsuzluk,ayrılık gayrılık, senlik benlik çıkar mı ? Merak edenleriniz için Ali amcamız, Peygamber efendimizin ahlakıyla ahlaklanmış, İslam adabıyla yaşamış, her dinden ,her mezhepten, her meşrepten insanın koşarak geldiği, ziyaret ettiği bir Osmanlı beyefendisiydi. Son rahatsızlığında hastaneye kaldırılırken gelen ambulanstaki görevlilerin ve etrafındaki bizlerin ellerini okşayarak. O hasta ve bitap haldeyken bile “ Sizlere eziyet verdim işlerinizden aldım. Lütfen haklarınızı helal ediniz. Ben kendim gitmeye çalışırdım. Lütfen rahatsız olmayınız” diyebilecek kadar beyefendi bir gönül ehli idi.
Mutluluk ne parada ne pulda ne de dünya nimetlerinde. Mutluluk saygıda, sabırda,edepte. Yüksek hayaller, uç istekler, büyük hedefler maalesefki bizleri daha da mutsuz ediyor. Oysa kanaat, sabır ve edep bir çok modern sıkıntının ilacı.
İş bu fakirin kimseye akıl verecek, doğruyu öğretecek ne ilmi nede basireti vardır. Söylediklerimiz kendi nefsimizedir. Rabbi zülcelal hazretleri bildiklerimizle amel edebilmeyi nasip eylesin.
İş bu fakirin kimseye akıl verecek, doğruyu öğretecek ne ilmi nede basireti vardır. Söylediklerimiz kendi nefsimizedir. Rabbi zülcelal hazretleri bildiklerimizle amel edebilmeyi nasip eylesin.


2 yorum:
Modern toplumun hepimizce bilinen aslında pekde duymayı sevmediğimiz yönlerine eleştirel bir yaklaşım. Bir önceki ilim ve düşünce dini islam yazınızdaki umut verici yaklaşımdan maalesefki uzak. Sizinki gibi bir kalemden daha umut var bir yazı bekliyordum. sizin üslubunuzun saldırgan ve eleştirel olmaması gerektiği kanaatindeyim.
Nur,
Çok haklısınız, uslub ve tarz değişik. bu cahilinde yapmak isteği biraz da o. denemeler yaparak farklı usluplarda yazabilmek. tabbi ki her insan fitratının doğrultusunda üretir. ama ben haddimi bilmeyerek bunu aşabilirmiyim diye bakmaktanda kendimi alamıyorum.
Yorum Gönder