10 Ocak 2009 Cumartesi

Tarikatler,cemaatler

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım. Hamd yalnızca onadır. Salat-ü selam peygamber efendimizin ve sahabi hazretlerinin ve Allah dostlarının üzerinedir.

Epeydir içimizde bir kıymık gibi duran, çok canımızı yakan, acıtan çok da bilgi sahibi olmadığımız ama her birimizin söyleyecek sözünün olduğu Tarikatlar konusu bu güne nasip oldu. Herkesin irkildiği ama irkiliş sebebinin bilgisizlik olduğunu bilmediği ince bir konu. Bir yunus emre hazretleri dediğimizde, Mevlana celaleddini Rum-i hazretleri dediğimiz de aydınlanan yüzler, tarikat dediğimizde kararı veriyor. Peki dostlar, bu mutasavvıflar yani tasavvuf ehli nerde yetişir. Topraktan mı biter ? yoksa rast gele şairler midir bunlar?
Tarikatlarda yetişirler.
Hadi en başından başlayalım. Tasavvuf’un sözlük anlamı. İslam inancında Allah'a ulaşmanın yollarından biridir. Bir başka tanıma göre, insanın akıl yoluyla erişemediği ilahî hakikatlere ve gayb alemine ait hakikatlere sezgiyle ulaşma yoludur. Tarikatlarda bu hakikatlere ulaştıran okullardır. Peki bu Tarikatlarda ne öğretilir ?
Önce islamiyetin şartları, sünnet-i seniyye, usul,edep ve hakikat. Hak tarikat olup ta, Kuran ve sünnet dışında bir yol benimsenemez. Kural açık ve nettir. Zaten kalbinde ilahi aşk taşımayanlar bu oluşumun içinde fazlaca duramazlar. Meşakkatli ve uzun bir eğitimleri vardır. Sabrın sonuna kadar ön planda tutulduğu, nefsani ve dünyevi zevklerden uzak bir yaşantı biçimleri vardır. Sizinde anlayacağınız her baba yiğidin harcı değildir. Sonunda varılan nokta bilim ve mantıkla açıklanamaz, anlatılamaz. Ama gözle görünür. Ahlak, edep misali bir birey olur o yolu aşabilen. Yani peygamber efendimiz ahlakıyla ahlaklanır. Sadece Allah’ın boyasına boyanır. Hepsinin üzerinde, sadece mana ilmidir peşinde koşulan. Allah c.c. hazretlerine ulaşmaktır yegane gaye. Bu yolda şaşıranlar sapıtanlar mutlaka vardır. Sonuç herkese nasip olmaz.

Şimdi, Tek derdi Rabbine ulaşmak ve inandığı din-i İslamiye’yi sonuna kadar yaşamak olan, Sünnet-i seniyyeden zerre kadar uzaklaşmayan, Tüm dünyevi arzulardan ve dünyanın getirdiklerinden kaçmaya çalışan bu gönül ehlinden size ne zarar gelebilir. Haftanın en az iki günü oruçlu olan. Yani bırakın haramları helallere el sürmeyen. Gece buz gibi odada teheccüd namazı kılmak için sıcacık yataklarından kalkan. Ve bunu bir gün iki gün değil bir ömür devam ettirme gayreti içinde olan bu insanlar, sanıyor musunuz ki sizin peşinde koştuklarınıza meyledecekler.

Birkaç satır önce üzerine basa basa hak tarikat dedik ya, Nedir bu hak tarikat ?
Önce bir silsileleri olmak zorunda. Şu an da var olan gerçek islami tarikatların silsilesi peygamber efendimiz s.a.v hazretleriyle başlar ve günümüze kadar şeyh den en layık öğrenciye devredilerek devam eder. Yani 14 asırlık bir miras ve bilgi birikiminin sonucudur. Eğer sadece silsilesi yoksa bile o topluluk sadece bir cemaatten öteye geçemez. Tam yeri gelmişken cemaat kavramına bir bakalım. Bir evliya olabilir, konusunda ehil ve kabul görmüş bir alim olabilir. Bu zatın etrafında toplanan gurup cemaattir. O zatta o cemaatin imamıdır. Hocasıdır. Bundan daha ilerisi yoktur ve yaptığı söylediği her şey kendisini ve inananlarını bağlar.
Tarikat şeyh i böyle değildir. Kuran ve sünnet-i seniyye tek davranış biçimidir. İlah-i rızaya karşı hiçbir hal ve davranışta bulunamaz. Zaten kamil bir mümin olmadan şeyh olunamayacağından, nefsi ve iradi davranışları olamaz. Her hareketi her sözü ilahi emre uygundur. Aksi halde etkinliğini kaybeder ve hüsrana uğrar.

Tarikatlar dünya düzeniyle, politikayla, yönetim biçimiyle ilgilenmezler. Dünyadan, devletten istedikleri bir şey yoktur ki. Onlar rabbi zül celal hazretlerinin rızasının derdinde, zikirle,tefekkürle,keşfi ledünniyle meşgul olmaktan başka gaye ve amaç gütmezler. Güden varsa da gaflettedir. Allah’ü te ala hazretleri onlara acısın ve merhamet eylesin. Şimdi diyelim ki bu gönül ehli yetiştirmeye çalışan şeyhler, tarikatlar bir zor durumda kaldıklarında ne yaparlar ? Sabrederler, dua ederler. İbadetlerine devam ederler. Ne silahlanıp dağa çıkarlar, ne caddelerde gösteriler düzenlerler. Ne de şeriat elden gidiyor diye bağır bağır bağırırlar. Şeriat Allah c.c hazretlerinin şeriatıdır. Ve rabbimiz mülkünü boş bırakmaz diyerek rıza-i ilahiye ye uyarlar. Peygamber efendimiz(s.a.v.) taşlandığında bile, o küffara nasıl beddua dahi etmediyse onun hayat biçimini benimseyen tarikat ehlide, değil taşı onlara geri atmak kötü duada bile bulunmazlar. Kalp kıran, çevresine rahatsızlık veren, kendisini her hangi bir başkasından üstün gören, etrafından rahatsız olan tarikat ehli değildir. Tarikat ehli her şeyi eşyayı bile kendisinden üstün görür. En günahkar daima kendisidir. Hakarete maruz kalmışsa sebebi kendisidir, sadece kendisini suçlar. ibadetini, taatini beğenmez. Hep daha fazlasını yapabilmek ister. İlah-i rızaya sonuna kadar, canını, mülkünü verebilecek derecede uyar. O mübarekler için kırmadan yaşamak birinci basamak, kırılmadan yaşayabilmekse en üst basamaktır. Özledikleri ulaşmaya çalıştıkları budur. Her kim gayrisini iddia ederse ehli sünnet vel- cemaat dışına çıkmıştır.

Her doğruyu ancak Allah c.c. hazretleri bilir.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

düşündüğümden çok farklı bir tarikat çıktı karşıma. hiç böyle düşünmemiştim. daha geniş araştıracağım.

tevekkel dedi ki...

Teşekkür ederim. bu benim için en büyük övgü. lütfen enine boyuna araştırın. ve paylaşmak istedikleriniz olursa yorumlarınıza memnun oluruz.

Adsız dedi ki...

çok uzun yaıyorsunuz ben sıkılıyorum

Adsız dedi ki...

Gerçekten dervişler, yada sizin dediğiniz gibi tarikat ehli bu dünyayla ilgilenmez mi, kadınlarla, mevkiyle ilgilenmezler mi?

tevekkel dedi ki...

Evet. Dünyayla ve dünyayla ilgili mevkilerle ilgilenmezler. onların maksadı ilahi rızaya ulaşmaktır. Kadınlar konusuna gelince zaten islamiyet, helalinden başka bir kadınla ilgilenmekten men eder. sadece helalinle ilgilenilmesini salık verir. Dervişlerde diğer müslümanlar gibi sadece aileleriyle ilgilenirler.

xxx dedi ki...

Tarikatlar hep kendileri tarafından değil de, zahiri insanlar tarafından anlatıldığı için insanlar yanlış bilgi sahibi oluyorlar. Korkulacak bir şey olarak görüp, Hak'tan da uzaklaşıyorlar. Belki benim gibi yıllar sonra bulanlar da oluyor. İnsanlara tavsiyem bundan korkmasınlar. Bu Allah yolu, başka bir şey değil.